“Welcome to the home of the Thunder Dragon…” diye anons etti hostes, Paro Havalimanı’na inerken.
Dağların arasından süzülerek indik. Dünyanın inişi en zor havalimanlarından birine. Bu arada havayolu Drukair – Royal Bhutan Airlines – beklenmeyecek derecede iyi. Kısa yolculukta bile yemek ve çay ikramı var, herkes güler yüzlü.
2300 metredeyiz. Paro’dayız.
Trafik soldan akıyor, İngiliz sistemi geçerli.
Dört mevsim yaşanıyor ama ülkenin neredeyse tamamı dağlık. Paro Vadisi ülkenin en geniş ve düz vadilerinden biri. Havalimanının burada olmasının nedenlerinden biri de bu. Başkent Thimphu’nun kendi havalimanı yok; ülkenin uluslararası giriş kapısı Paro.
Kırmızı pirincin hasat zamanı. Burada bir bira fabrikası var, kırmızı pirinçten bira da üretiliyor.
Acı çok tüketiliyor. Biberler damlarda kurutuluyor.
Eski evler daha çok çamur, taş ve ahşaptan yapılıyor. Evler genellikle iki-üç katlı. Eskiden ilk katta hayvanlar, ikinci katta insanlar, üst katta ise erzak saklama ve kurutma alanları bulunuyormuş. Havalandırma için özel açıklıklar var.
Bhutan uzun süre dış dünyaya oldukça kapalı yaşamış. Birleşmiş Milletler’e 21 Eylül 1971’de katılıyor. Nüfusu bugün yaklaşık 800 bin. Ekonomide hidroelektrik çok önemli ve üretilen elektriğin önemli bölümü Hindistan’a satılıyor.
Güncel ekonomide hidroelektrik, turizm ve tarımın üçü de önemli gelir kaynakları.
Her yerde dua bayrakları var.
Beyaz bayraklardan 108 tane görürseniz bunlar genellikle hayatını kaybeden biri için dikiliyor. Ölümden sonra beden yakılıyor, küller çoğu zaman suya bırakılıyor.
Renkli dua bayraklarında beş ana renk var: mavi, beyaz, kırmızı, yeşil ve sarı. Tibet Budizmi geleneğinde bunlar beş elementi temsil ediyor: gökyüzü/boşluk, hava, ateş, su ve toprak.
Bayrakların üzerine dualar ve mantralar yazılıyor. Yüksek yerlere asılıyorlar çünkü rüzgâr estikçe duaların dünyaya yayıldığına inanılıyor. Bayraklar sallanıyor, dualar kainata taşınıyor.
Rehberimizin anlattığı başka bir yorumda renklerin farklı niyetleri de var:
* Mavi: sağlık ve uzun yaşam
* Beyaz: karmanın saflaşması
* Yeşil: inanç ve şefkat
* Kırmızı: dilek
* Sarı: zorlukları aşmak
Her birinin ayrı amacı ve mantrası var.
Alışveriş notu: Yak yününden atkı, bal ve mantar alınabilir.
Bhutan’da Budist gelenek içinde çocukların isimleri doğumdan sonra bir rahip tarafından verilebiliyor. Soyadı kullanımı bizim alıştığımız biçimde değil; insanlar genellikle bir veya iki isim taşıyor. Rehberimiz ayrıca normal hayatta kullanılan isimle ruhani isim arasında ayrım olabildiğini ve ruhani ismin ölüm ritüellerinde önem kazandığını anlattı.
“Asya’da düğüne çok para harcanır, bizde cenazeye” diye anlattı rehberimiz.
Cenaze ritüelleri 49 güne kadar devam edebiliyor. Kişi yakılıyor, rahipler çağrılıyor ve dualar ediliyor; amaç ruhun karma ve yeniden doğuş sürecindeki yolculuğuna yardımcı olmak.
Yerde küçük küçük objeler görüyoruz. Bunlara “tsa-tsa” deniyor: kilden yapılmış küçük stupa ya da kutsal kabartmalar. Rahip tarafından kutsanabiliyorlar. Dileklerin gerçekleşmesi, iyi karma ya da güvenli yolculuk için yol kenarlarına bırakılanları var.
Kuzeyinde Çin, güneyinde Hindistan…
Dünyanın en kalabalık iki ülkesi arasında sıkışmış ama tarihinde hiçbir zaman sömürgeleştirilmemiş bir ülke.
Vatandaşlık konusunda kurallar oldukça sıkı. “anne ve baban Bhutan vatandaşıysa Bhutan vatandaşı olabilirsin. Temel prensip gerçekten ebeveyn üzerinden vatandaşlık ama kanundaki ayrıntılar bundan daha karmaşık.
Thimphu en kalabalık şehir. Bhutan 20 idari bölgeye, yani dzongkhag’a ayrılıyor.
Yaklaşık 20 bin Bhutanlının Avustralya’da yaşadığını anlattılar.
Plakalar bile farklı:
* Yeşil: elektrikli araç
* Sarı: taksi
* BP: özel araçlar
* BG: hükümet
* Kırmızı: polis
* Ordu ve kral için farklı plakalar var.
Yolda mongoose gördük; gelinciğe benzeyen küçük bir memeli.
Bhutan’ın ilk modern karayolları 1960’larda yapılmaya başlanıyor. Nüfusun önemli kısmı hâlâ tarımla uğraşıyor.
1999 çok önemli bir tarih: televizyon ve internet ülkeye resmen geliyor.
Uzun süre dış dünyaya kapalı yaşamış bir ülkenin televizyon ve internetle 1999’da tanıştığına insan gerçekten inanamıyor.
Diller de çok ilginç. Ülkede 19 civarında dil konuşuluyor. Resmi dil Dzongkha. İngilizce eğitim sisteminde yaygın şekilde kullanılıyor. Güneyde Nepal kökenli Lhotshampa nüfusu var; doğuda Tshangla, batıda Ngalop toplulukları yaşıyor.
İnsanların üç-dört dil konuşması çok normal: Dzongkha, İngilizce, Nepali, Hintçe gibi.
Bhutan’ın bugünkü monarşi sistemi 1907’de başlıyor. Ugyen Wangchuck ilk Druk Gyalpo, yani Ejderha Kralı seçiliyor.
2008 yılında ise monarşi sona ermiyor; ülke demokratik anayasal monarşiye geçiyor. Parlamento kuruluyor ve ilk demokratik seçimler yapılıyor.
İlk izlenimler
Harika bir doğa. Her yer yemyeşil.
Temiz ve bakımlı.
Evler harika; kendine özgü bir mimari tarzı var.
Çiçekler her yerde doğal olarak yetişmiş gibi.
Resim gibi bir ülke. Bana Doğu Karadeniz’i hatırlatıyor. Evler birbirinden ayrı, ülke dağlık ve yemyeşil.
Evlerin üzerinde kocaman penis resimleri var. Bu, özellikle “Divine Madman – Deli Rahip” olarak bilinen Drukpa Kunley geleneğiyle bağlantılı. Bereket, doğurganlık ve kötü ruhlara karşı koruma sembolü kabul ediliyor. Rehberimiz bunu “toprak kadın, yağmur erkek” diye de anlattı.
Bir de yollarda rahat rahat yatan inekler…