İkinci Gün
Sabah meditasyon ile başladık.
Thimphu’nun tepelerinde küçük bir manastırda yan yana oturduk. Üç dakika nefesimizi dinledik, üç dakika kendi düşüncelerimizle baş başa kaldık, üç dakika da müzikle meditasyon yaptık.
Beynimizi sakinleştirip onu duru suya çevirmeye çalıştık.
Shamatha, yani “sakin kalış” meditasyonu yaptık.
Budizm felsefesi çok derin.
Bizden üç şeyi hatırlamamızı istedi:
1. Meditasyona başlarken niyet et; niyetin hep iyi olsun.
2. Odaklan.
3. Herkesin iyiliğini iste.
Budizmde aydınlanma yolunda insanın yüzleşmesi gereken temel zihinsel zehirlerden bahsediliyor: bağlanma/arzu, kıskançlık, kibir, öfke ve cehalet.
Renklerin yine anlamları var. Beş ana renk: mavi, kırmızı, beyaz, sarı ve yeşil.
Buda’nın fil ile yolculuğunun temsili bu süreci çok güzel anlatıyor.
İlk resimde siyah bir fil, kuyruğunu tutup peşinden gelen bir insan var. Yol ilerledikçe fil yavaş yavaş beyaza dönüşüyor ve insan filin arkasından gitmek yerine önüne geçiyor.
Fil düşüncelerimizi, zihnimizi temsil ediyor.
O bizi değil, biz onu kontrol etmeye başladığımızda yolculuk tamamlanıyor.
Farklı meditasyon ve yoga türleri
Burada çok farklı meditasyon ve yoga tekniklerinden bahsettiler.
Naropa’nın Altı Yogası – Naro Chödruk, tantrik uygulamalardan oluşuyor.
Tummo – İç Isı Yogası
Görselleştirme, nefes ve beden teknikleriyle fiziksel ve psişik bir iç sıcaklık yaratıldığına inanılıyor. Himalayalardaki sert kış koşullarıyla da ilişkilendirilen çok ileri bir uygulama.
Gyulu – İllüzyon Bedeni Yogası
Kendinizi ve dünyayı rüya benzeri bir illüzyon olarak görmeye çalışıyorsunuz. Amaç korku, bağlanma ve katı ego duygusundan kurtulmak.
Milam – Rüya Yogası
Uyurken bile farkındalığı korumaya çalışıyorsunuz. Rüyanın içindeyken rüyada olduğunuzu bilmek ve rüyayı yönetebilmek amaçlanıyor.
Ösel / Osal – Berrak Işık Yogası
Derin, rüyasız uykuda ya da ölüm anında zihnin doğal “berrak ışığını” fark etmeye yönelik bir çalışma. Zihni düşüncelerden ayırmak ve insanı ölüm sürecine hazırlamak amaçlanıyor.
Bardo Yogası
Ölüm ile yeniden doğuş arasındaki “ara hal” için yapılan zihinsel hazırlık.
Phowa – Bilinç Aktarımı
Ölüm anında bilincin hayırlı bir yeniden doğuşa veya saf bir alana yönlendirilmesine yönelik uygulama. Bir anlamda bilinçli ölme pratiği.
Mahamudra – Büyük Mühür
Mahamudra, özellikle Tibet Budizminin Kagyu geleneğinde en ileri meditasyon sistemlerinden biri.
“Mühür”, tüm olguların boşluk ve farkındalık doğasıyla mühürlenmiş olduğu fikrini anlatıyor.
Mahamudra düşünceleri bastırmayı öğretmiyor.
Tam tersine düşüncelerin doğasını görmeyi öğretiyor.
Düşünceler okyanustaki dalgalar gibi. Dalgalarla savaşmak yerine, dalgaların aslında sudan başka bir şey olmadığını anlamaya çalışıyorsunuz.
Uygulamanın aşamaları:
1. Ngöndro – hazırlık: Karmayı arındırmak ve iyi niyet geliştirmek.
2. Shamatha: Zihni sakinleştirmek.
3. Vipashyana: Zihnin kendi doğasını incelemek. “Düşünen kim?”, “Zihin nerede?” gibi sorularla.
4. Mahamudra: Bu farkındalığı yalnız meditasyonda değil, günlük yaşamın tamamında sürdürmek.
Bütün anlatının özeti sanki şu:
Düşünceleri yok etmeye çalışmıyorsun. Onların seni yönetmesini engelliyorsun.
Bhutan Budizminin tarihi
Budizm Bhutan’a esas olarak 8. yüzyılda Guru Rinpoche, yani Padmasambhava ile geliyor. Tantrik Budizmin Bhutan ve Tibet’e yayılmasındaki en önemli isimlerden biri.
Daha sonra Tibet Budizmi farklı okullara ayrılıyor.
Nyingma geleneği en eski okullardan biri ve genellikle “Kırmızı Şapka” geleneği olarak anılıyor.
Kagyu geleneğinde ise Karmapa silsilesi ve “Siyah Şapka” geleneği önemli. Tibet Budizminde bilinçli olarak yeniden doğan öğretmenlerin, yani tulkuların aranması geleneği özellikle Karmapa silsilesiyle çok erken kurumsallaşıyor.
Dalai Lama’nın bağlı olduğu Gelug geleneğine ise “Sarı Şapka” deniyor.
Aydınlanmış bazı ustaların bir sonraki doğumlarında hangi bölgede veya ailede doğacaklarına dair ipuçları bıraktıklarına inanılıyor.
Çin’in Tibet’i kontrol altına almasından sonra bu gelenekler de siyasi olarak çok karmaşık hale gelmiş. Reenkarnasyon olduğu iddia edilen çocukları değerlendiren dini heyetler bulunuyor.
Ardından yaklaşık altı kilometrelik, iki saat süren bir yürüyüş yapıyoruz.
Ormanların ve dua bayraklarının arasındayız.
Yanımıza batonlarımızı almamız iyi olmuş.
Manzara nefis, hava muhteşem ve tertemiz. Etrafımızda minik stupalar, çortenler ve rüzgârda sallanan dua bayrakları…
Thimphu aşağıda masal şehri gibi duruyor.
Kırmızı damların devlet binalarında kullanıldığını öğreniyoruz. Vadiye sıkışmış minicik bir başkent.
Öğle yemeğinin ardından sanat okulunu ziyaret ediyoruz.
Bhutan’da eğitim ve temel sağlık hizmetleri devlet tarafından ücretsiz sağlanıyor.
1999 yılına kadar televizyon ve internetin olmadığına hâlâ inanamıyor insan.
Kapalı bir toplum.
Belki de mutluluklarının sırrı biraz burada.
Üçüncü Kral Jigme Dorji Wangchuck, modern Bhutan’ın en önemli reformcularından. Modern eğitim, sağlık hizmetleri ve devlet kurumlarının gelişmesini hızlandırıyor.
1972’de, henüz 43 yaşındayken ölüyor.
Thimphu’daki National Memorial Chorten onun anısına yaptırılıyor.
Her yerde olduğu gibi kralın ve kraliyet ailesinin fotoğrafları burada da var.
Dördüncü Kral Jigme Singye Wangchuck, babasının ölümünden sonra 1972’de, henüz 16 yaşındayken tahta çıkıyor.
Bhutan Çin ile Hindistan arasında kalmış ama Hindistan’ı biraz “büyük abi” gibi gören bir ülke.
Demokrasiye geçiş süreci de bu kral döneminde başlıyor.
2006’da kendi isteğiyle tahttan çekiliyor ve yerine oğlu Jigme Khesar Namgyel Wangchuck geçiyor.
2008’de anayasa kabul ediliyor ve Bhutan demokratik anayasal monarşi haline geliyor.
Minik bir alışverişten sonra otelimiz Pemako Thimphu’ya gidiyoruz.
Yerel kıyafetleri giyip dans bile ediyoruz.