Sabah erkenden yola çıktık. İstikamet Akbük Koyu; Gökova Körfezi’ne doğru gidiyoruz. Yine Karyalıların evindeyiz.
Akbük’te, 1.000 metrelik Kıran Dağı’nın karşısında kıçtan kara yaptık. Gün boyu yüzme, dinlenme, Derin ile bezik oynama ve uyuklama ile geçti. Tatil bu demek.
Akşamüstü koyun burnunda, 20–25 metre derinlikteki sığ bir alanda balığa çıktık. Bir daha gelirsek buraya gelelim; not edelim. Bir de kendimize daha iyi bir “balık bulucu” alalım. Derin günün şampiyonu oldu; en büyük balığı o tuttu. Gökhan da günün kaptanıydı: Hem Junior Beetfish’i kullandı hem de ikimize bakıp asiste etti.
Meşhur Altaş Restoran’ı arayıp balık soralım dedik. Lagos, buranın meşhur barbunu ve levrek var dediler; ancak restorana gidince telefonda söylediklerinin iki katı fiyat istediler. Enflasyon herkesi mi şaşırttı, yoksa işler kötü de tekneden geliyoruz diye bizi mi kazıklıyorlar, belli değil. Bir daha gidilmemek üzere not edildi. Esnaf dediğinin bir güvenilirliği olur; salatalığın kilosuna bile 100 TL denmez.
Tabii Berfin’in eli değince Michelin restoranlarına taş çıkardık: levrek ceviche, soğuk noodle, barbun buğulama, barbun ızgara, mantar… Benim getirdiğim sarma, kızartma ve barbunya ise kenarda, lüks araba görmüş köylüler gibi kalakaldı.
Akşam, tüm ısrarlara rağmen Amerikano oynamayınca ben balık tutma heyecanımı bir adet balon balığıyla kapattım; kızlar da korku filmi izledi.
Akşam erken uyuyup geç kalktık. Yaklaşık 12 saat uyuyunca sabah balık tutma hayali yalan oldu.
Koy sakin ve sessizdi; yıldızlar çok güzeldi.
Bu tatil atasözleri sözlüğü gibi oldu:
*Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.*
*Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu.*