Aloha! Türkiye’den yaklaşık 13.365 kilometre uzakta, 13 saat geride, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Hawaii adalarındayız. İnsanların Hawaii’ye ilk kez ne zaman ulaştığı kesin olarak bilinmese de araştırmalar Polinezyalıların adalara MS 1000–1200 yılları arasında yerleştiğini gösteriyor. Dünyanın diğer tarafında imparatorluklar kurulmuş, savaşlar yaşanmış, sanat ve edebiyat gelişmişken Hawaii o kadar uzakmış ki insanlar buraya ancak yüzyıllar sonra ulaşabilmiş.
İlk gelenler Okyanus insanları, yani Polinezyalılar. Kökenleri Güneydoğu Asya’ya uzanan bu topluluklar Pasifik adaları üzerinden Tahiti, Yeni Zelanda ve sonunda Hawaii’ye kadar ilerlemişler. Bunu basit ama okyanusa dayanıklı kanolarıyla; yıldızları, güneşi, rüzgârı, dalgaları ve deniz akıntılarını takip ederek başarmışlar. Hâlâ şarkılarında ve folklorik anlatılarında yollarını nasıl bulacaklarını öğreten hikâyeler varmış. Okyanusya, binlerce adadan oluşan ve bu adaların birbirine su yollarıyla bağlandığı benzersiz bir coğrafya.
Bitki örtüsü ve hayvanları da kitaplarda gördüklerimiz gibi. Balinalar, yunuslar, büyük deniz kaplumbağaları, Hawaii keşiş fokları ve köpek balıkları; zengin besin kaynakları, üreme alanları ve uygun su koşulları nedeniyle buraya geliyor. Yeşil deniz kaplumbağaları beslenme alanlarından yumurtlama bölgelerine ulaşmak için yüzlerce, hatta binlerce kilometre yol kat ediyor.
Hawaii’nin aktif yanardağları var. Biz Oahu Adası’ndaki Honolulu’dayız. İlk bakışta herhangi bir Amerikan şehrinden çok farklı görünmüyor; ama iklim muhteşem. Nisan ayındayız, hava şeker gibi.