Meşhur Waikiki Beach’teyiz. Deniz sığ, kumluk ve ılık; masmavi sular altın renkli kumlarla buluşuyor. Okyanustan gelen dalgalar kıyıya yaklaşırken sığlaşan deniz tabanı ve resiflerin etkisiyle yükseldiği için burası özellikle sörfe yeni başlayanlar için bulunmaz bir yer. Sheraton Waikiki’nin okyanus manzaralı odalarını kesinlikle tavsiye ederim. Gün doğumuyla birlikte sahile gelip sörfçüleri izlemek, açaí bowl yerken Hawaii kahvesi içmek harika.
Zamanında Hawaii kralları da burada yaşarmış. Şimdi ise alışveriş merkezleri, restoranlar ve eğlence mekânlarıyla neredeyse her şey turistler için. Her şeye rağmen çok güzel bir yer.
EO toplantıları üç gün boyunca devam etti. Her sabah Hawaii müzikleri ve danslarıyla başladık. Hula yalnızca bir eğlence değil; dini törenlerin, sözlü tarihin, mitolojinin ve kültürel anlatımın da bir parçası. Bizdeki sema törenleri gibi manevi bir anlam taşırken zamanla turistik gösterilerin de vazgeçilmez bir unsuru olmuş.
Toplantıların teması Ohana idi. Ohana, aile demek; ama yalnızca kan bağıyla kurulan aileyi değil, birlikte yaşamayı, saygı ve sevgi içinde olmayı ve birbirine sahip çıkmayı da ifade ediyor. Kabile kültüründen kalan bir yaşam biçimi ve büyük bir zenginlik.