Küba 2025 · 2025-03-24

Havana’ya Varış ve İlk İzlenimler

Havalimanında karşılanıp VIP salonunda rom-kola ikramıyla karşılanıyoruz. Saat 08.00’deki sıcak karşılama ve rom ile rahatlıyoruz. Acente olmasa üç saatte geçeceğimiz kuyruk bitiveriyor. Rehberimiz Roberto, otuz yıldır rehberlik yapan, elli beş yaşında olup otuz beş yaşında görünen sevimli biri.

Havalimanında karşılanıp VIP salonunda rom-kola ikramıyla karşılanıyoruz. Saat 08.00’deki sıcak karşılama ve rom ile rahatlıyoruz. Acente olmasa üç saatte geçeceğimiz kuyruk bitiveriyor. Rehberimiz Roberto, otuz yıldır rehberlik yapan, elli beş yaşında olup otuz beş yaşında görünen sevimli biri.

Kaldığımız Sevilla Oteli, devrim öncesinde Amerikan mafyasının oteliymiş. Çok merkezi; karşısında dökülen ama Küba’nın en büyük bale okulu olan National Ballet School var. Odalar ve otel 1950’de kalmış. Muhteşem manzarasına rağmen sıcak su yok, yemekler hayal kırıklığı.

On yedinci yüzyıla kadar Havana surlarla çevrili bir şehir ve şehre altı kapıdan giriliyor. Kapılar her akşam saat 21.00’de kapatılıp her sabah saat 05.00’te açılıyor. Akşam top atışlarını görmek üzere surlara gidiyoruz.

Havana, İspanyolca adıyla La Habana ya da tam adıyla San Cristóbal de La Habana, Küba’nın başkenti. 2,2 milyon nüfusuyla hem Küba’nın hem de Karayipler’in en büyük şehri; geçim kaynaklarının başında puro, şeker kamışı ve mısır geliyor.

1498’de gelen İspanyolların etkisi her yerde hissediliyor. Evler kolonyal dönemde kalmış. Sokaktaki çöpleri ve sürekli dilenen insanları görmesen, bir de biraz boyanıp tamir edilse çok güzel olacak. Gördüğüm kadarıyla biraz daha işi var.

Kristof Kolomb 28 Ekim 1492’de burada karaya çıkmış; ikinci gelişinde şeker kamışını getirip hem adanın hem kıtanın kaderini değiştirmiş. Ada uzun yıllar İspanya Krallığı’nın toprağı olmuş. 1898’de biten İspanya-Amerika Savaşı’nın ardından kısa bir süre Amerikalıların yönetiminde kalmış, 1902’de resmî bağımsızlığını kazanmış. Amerika yine de peşini bırakmayıp burayı arka bahçesi yapmış.

Havana, Diego Velázquez de Cuéllar tarafından 1515’te bugünkü Batabanó yakınlarında kuruluyor; 1519’da bugünkü yerine taşınıyor ve stratejik konumu sayesinde önemli bir ticari ve askerî liman hâline geliyor. Değerli hazineler taşıyan İspanyol gemileri korsanları buraya çekiyor; şehir 1538’de yakılıyor, 1553 ve 1555’te yağmalanıyor.

Havana 1607’de İspanyol kolonisi Küba’nın başkenti oluyor. İngiltere 1762’de geçilmez denilen boğazı aşarak şehri alıyor; daha sonra Florida karşılığında yeniden İspanya’ya veriliyor. Şehir, Karayiplerin en güçlü korunan yerlerinden biri olarak surları, altı kapısı ve yıldız biçimindeki kalesiyle yeniden inşa ediliyor.

Amerika’daki 1920’lerin içki yasağı sırasında Havana, Amerikalılar için bir cazibe merkezine dönüşüyor. Mafya yerleşiyor; kumarhaneler ve oteller kuruluyor. En meşhurlarından biri bizim de alışveriş yaptığımız Hotel Nacional. 1959 devriminden sonra gece kulüpleri ve kumarhanelerin sahipleri ülkeden ayrılıyor; devrimciler 3 Ocak 1959’da Havana’yı ele geçiriyor.

Otelde biraz dinlenip şehir turunun ardından devrimin simgesi Granma gemisini ziyaret ediyoruz. Fidel Castro, Meksika’dan seksen iki kişiyle Granma’yla geliyor. Castro’dan sonra kardeşi Raúl başa geçiyor, anayasayı değiştiriyor; beş yıllık seçimler ve bir başkanın en fazla iki dönem görev yapması kuralı geliyor. Para birimi değişiyor, özel teşebbüs mümkün hâle geliyor ve Çin ülkenin önemli dostlarından biri oluyor. Her yerde dolar ve avro geçiyor; bir dolar, iki yüz ya da üç yüz peso karşılığı işlem görüyor.

Aile albümü

1. günden fotoğraflar

Bu günlük herkese açıktır. Aile fotoğrafları yalnızca giriş yapan aile üyelerine gösterilir.

Aile girişi