Katmandu’ya iner inmez ilk izlenimim: motosiklet çok, trafik kaotik ve şehir Hindistan’ı hatırlatıyor. Trafik İngiliz sistemi, yani soldan akıyor. Bol yeşil, bol yağmur, renkli evler… Trafik ışıkları çok az; bazı büyük kavşaklarda trafiği polisler yönetiyor. Havalimanından çıkar çıkmaz kocaman LG reklamları karşılıyor bizi. Malezya’da olduğu gibi burada da terlik çok yaygın. Telefon ve elektrik hatları yukarıdan, birbirine karışmış kablolar halinde geçiyor. Her yerde küçük bakkallar ve dükkânlar var; büyük süpermarketler pek görünmüyor.
4,5 saatlik rötardan sonra sonunda Katmandu’ya geldik.
Nepal’de yaklaşık 30 milyon kişi yaşıyor. Ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri yurtdışında çalışan Nepallilerin ülkelerine gönderdiği para. Ben %20 diye not almışım ama oran daha da yüksek; son yıllarda işçi dövizleri Nepal ekonomisinin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.
Katmandu Vadisi’nin yerli halklarından biri Newarlar. Şehrin mimarisinde, ahşap işçiliğinde, yemeklerinde ve geleneklerinde izleri çok belirgin.
Nepal hiç sömürgeleşmemiş olmasıyla da gurur duyuyor. Burada sürekli Gurkhalardan söz ediliyor. “İngilizleri yenmişler” diye anlatılıyor ama doğrusu biraz daha farklı: Nepal ile İngiliz Doğu Hindistan Şirketi 1814–1816 arasında savaşıyor. İngilizler üstün geliyor ve Nepal bazı topraklarını kaybediyor ama bağımsızlığını koruyor. İngilizler de savaş sırasında Gurkhaların savaşçılığından o kadar etkileniyorlar ki daha sonra onları kendi ordularına almaya başlıyorlar. Bugün bile İngiliz Ordusu’nda Gurkha birlikleri var.
Nepalce ile Hintçenin akraba diller :Bollywood filmlerinin burada çok seyrediliyor.
Bir de Nepal’in Hindistan’a ekonomik bağı çok güçlü. Benzin ve diğer petrol ürünlerinin çok büyük bölümünü Hindistan üzerinden alıyorlar.
Katmandu aslında bir gölmüş
Katmandu ile ilgili en güzel hikâyelerden biri vadinin eskiden bir göl olduğuna dair efsane.
Hikâyeye göre gölün ortasında bir lotus çiçeği beliriyor. Bodhisattva Manjushri geliyor, dağları kılıcıyla yarıyor, sular dışarı akıyor ve bugünkü Katmandu Vadisi ortaya çıkıyor.
Enteresan olan, bunun sadece bir efsane olmaması; jeolojik olarak da Katmandu Havzası’nın geçmişte gerçekten göllerle kaplı olduğu biliniyor.
Dini resimler
Burada pamuklu kumaş üzerine yapılan dini resimleri de gördük. Tibet geleneğinde bunlara thangka, Newar geleneğinde ise paubha deniyor.
Renklerde geleneksel olarak doğal mineraller ve taşlardan elde edilen pigmentler kullanılıyor. Bu yüzden doğru korununca renkler çok uzun yıllar bozulmadan kalabiliyor.
Altın da bol kullanılıyor. Budizmde altın saflığı, kutsallığı ve aydınlanmayı temsil ediyor.
Çizilecek binlerce konu var ama ana konular
1. Tanrılar, Budalar ve bodhisattvalar.
2. Buda’nın hayatından sahneler.
3. Wheel of Life – Yaşam Çarkı.
Budist felsefesini anlatan en ilginç çizimlerden biri.
Çarkın merkezinde üç hayvan var:
Domuz: cehalet
Yılan: öfke ve nefret
Horoz: arzu ve ihtiras
Bunlar Budizmde insanın neden acı çektiğini anlatan üç temel “zehir”.
Bu duyguların peşinden gidersek karma yaratıyoruz ve yeniden doğuş döngüsünün içinde kalıyoruz. Çarkın içinde tanrılar, yarı tanrılar, insanlar, hayvanlar, aç ruhlar ve cehennem âlemleri gibi farklı varoluş biçimleri gösteriliyor.
Çarkı dışarıdan tutan korkutucu figür ise Yama, yani ölüm ve geçicilik.
4. Mandala.
Mandala ise insanın merkezine, yani aydınlanmaya doğru yaptığı yolculuğu anlatıyor.
Amaç acı çekmeye devam etmek değil; zihni eğiterek bu döngünün dışına çıkmak. Meditasyon da bunun araçlarından biri.
Merkezdeki lotus çiçeği aklı ve ruhu temizlemeyi simgeliyor. Renklerin de ayrı anlamları var; siyah, mavi, sarı, kırmızı gibi renkler farklı elementleri ve zihinsel halleri temsil ediyor. En dış katmanlardan merkeze doğru ilerledikçe insan da kendi zihninin içine doğru ilerliyor.
Boudhanath Stupa
Sonra Boudhanath Stupa’ya gidiyoruz.
Katmandu Vadisi’nin en büyük stupası ve Himalaya Budizminin en önemli merkezlerinden biri.
Stupanın üzerinde dört yöne bakan o meşhur Buddha gözleri var. “Her şeyi gören gözler” olarak anlatılıyor. Nereye gidersen git yaptıkların görülüyor; yani bir anlamda karmayı hatırlatıyor.
Stupanın etrafını saat yönünde dönüyoruz; böylece kutsal yapı hep sağ tarafımızda kalıyor. Dua çarkları da saat yönünde çeviriyoruz.
Akşam ise Kathmandu Marriott Hotel’de kalıyoruz.
⸻