Evde Berfin’in şef kahvaltısı. Saat 10.00’da balık turu buluşması. Hem Lima’yı anlıyor hem de balıkçıları tanıyor, mendireğin yanında balık tutuyoruz. Bebek oltasıyla… Neyse, yine de güzeldi. Yüzenler, sörf yapanlar yanımızda.
Humboldt Akıntısı, Güney Amerika’nın batı kıyısı boyunca, yani Şili ve Peru kıyılarından kuzeye doğru akan soğuk okyanus akıntısı. Diğer adı Peru Akıntısı.
Peru’yu anlamak için çok önemli; çünkü Lima’nın havasını, balıkçılığını, çöl iklimini ve hatta tarımını etkiliyor.
Pasifik Okyanusu’nun derinlerinden soğuk ve besin açısından zengin sular yüzeye çıkıyor. Bu soğuk su kıyı boyunca kuzeye doğru akıyor. İşte bu sistem Humboldt Akıntısı.
Ne işe yarıyor, neye sebep oluyor?
Birincisi, Lima’nın gri ve sisli havasını yaratıyor. Soğuk okyanus suyu, üstündeki havayı soğutuyor. Lima kıyısında nem oluşuyor ama sıcaklık yağmur bulutu oluşmasına yetmiyor. Bu yüzden bol yağmur yerine garúa dediğimiz ince sisli, nemli ve gri hava oluşuyor.
İkincisi, Peru kıyılarını çöl yapıyor. Kulağa ters geliyor ama deniz kenarında olmalarına rağmen Lima ve çevresi çok kurak. Çünkü soğuk akıntı buharlaşmayı azaltıyor. Az buharlaşma, az yağmur demek. Bu yüzden Peru kıyıları dünyanın en kuru bölgelerinden biri.
Üçüncüsü, Peru’yu dünyanın en zengin balıkçılık alanlarından biri yapıyor. Derinden gelen sular plankton ve besin taşıyor. Plankton çoğalınca balıklar çoğalıyor. Özellikle ançüez, yani anchoveta balığı, Peru ekonomisi için çok önemli.
Dördüncüsü, El Niño olduğunda sistem bozuluyor. Normalde soğuk olan bu kıyı suları bazı yıllar ısınıyor. Buna El Niño deniyor. Su ısınınca balıklar azalıyor, yağış düzeni bozuluyor, seller ve tarımsal zararlar olabiliyor.
Kısaca Humboldt Akıntısı, Peru kıyılarına soğuk su taşıyan büyük okyanus akıntısıdır. Lima’nın yağmursuz ama gri havasının, Peru kıyılarının çöl olmasının ve ülkenin güçlü balıkçılığının arkasındaki ana doğal güçlerden biridir.
Günün etkinliği şefle ceviche yapmak. Her şey hazır, biz sadece karıştırdık. Çok da lezzetli yaptık. Tepeden Lima’ya bakış sonrası ev ve dinlenme.
Sonrasında alışveriş. Buraya gelip baby alpaca ürünü almasak olmazdı; bir de eve asılacak Perulu bir sanatçıya ait kutu sanatı aldık.
Akşam yemek Rafael’de. Burada restoranlar tabelaya isimlerini yazmıyor. Sen bulacaksın. Yemekler yine şahane. Peru mutfağının neden bu kadar meşhur olduğunu anlıyoruz. Zevkli, sade ve lezzetli; tatlar birbirini tamamlıyor, mideni yakmıyor. Müzik ve sunum çok uyumlu.
Yine uykumuz geliyor.