Sonunda saat 09.30’da limandan çıkıyoruz. Rüzgâr hafiflemiş ama tamamen yatışmamış. Güneye doğru ilerliyoruz; hedefimiz Anthony Quinn Koyu.
Dün arabayla geçtiğimiz yerleri bu kez denizden görüyoruz. Duvar gibi yükselen oteller bize bakıyor: her biri 10-15 katlı, yüzlerce odalı dev bloklar.
Ogün ve Özgür teknede şirket e-postalarını Google’a taşıyorlar. Bugün bayram. Ben ise hâlâ oltamı atamadığım için sabırsızlıkla bekliyorum.
Anthony Quinn Koyu ana baba günü. Kalabalıktan uzaklaşıp mağaraların bulunduğu yan koya geçiyoruz. “Mağara” dediğimize bakmayın; aslında kayaların arasında büyük bir yarık. Tekneden yüzerek sahile çıkıyoruz. Traganou Caves, çakıl taşları ve berrak suyuyla muhteşem.
Balık denemeleri sürüyor. Günün sonucu: balon balığı.
Geceyi geçirmek üzere Agathi’ye devam ediyoruz. Burada da deniz olağanüstü. Negroni ile başlayan akşam, uzun bir rakı sofrasına dönüşüyor. Sohbet şahane; arada Arjantin-İngiltere maçı sofraya eşlik ediyor.